Ergenlikte Artan Dijital Risklere Karşı En Güçlü Koruyucu Aile
24 Şubat 2026

Siber Zorbalık Uyarısı: En Güçlü Koruyucu Faktör Aile Temelli Müdahaleler
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Doç. Dr. Enes Sarıgedik, ergenlik döneminde artan siber zorbalığa karşı en güçlü koruyucu faktörün aile temelli müdahaleler olduğunu vurguladı.
Teknolojik gelişmelerin hız kazanmasıyla birlikte ergenler arasında siber zorbalık vakalarında artış yaşandığını belirten Doç. Dr. Enes Sarıgedik, geleneksel akran zorbalığının belirli bir ortamla sınırlı kaldığını ve çoğunlukla fiziksel ya da sosyal farklılıklar üzerinden geliştiğini ifade etti. Siber zorbalığın ise teknolojinin bulunduğu her ortamda ve günün her saatinde devam edebildiğine dikkat çekti.
Siber Zorbalık 7/24 Devam Ediyor
Siber zorbalığın zamana ve mekâna bağlı olmadan sürdüğünü belirten Sarıgedik, bu durumun mağduriyetin boyutunu artırdığını söyledi. Özellikle ergenlik döneminde dijital platform kullanımının artmasıyla birlikte risklerin de büyüdüğünü ifade etti.
Zorba ve Mağdur Profili Farklılaşıyor
Araştırmalara göre zorba profilinin erkek ergenlerde daha yüksek oranda görüldüğünü aktaran Sarıgedik, bu gruptaki çocukların empati düzeylerinin daha düşük olabildiğini ve akran çevrelerinde yeterince kabul görmediklerini belirtti. Bu çocuklarda ilerleyen dönemlerde madde kullanım bozukluğu geliştirme, çeteleşme eğilimi gösterme ya da akranlarını korkutma amacıyla kesici alet taşıma gibi riskli davranışların daha sık gözlemlenebildiğini kaydetti.
Mağdur grubunun ise daha çok kız ergenlerden oluştuğunu belirten Sarıgedik, siber zorbalığın özellikle ergenlik döneminde belirgin şekilde arttığını ve Türkiye’deki oranların yurt dışı verileriyle benzerlik gösterdiğini ifade etti.
Aile Temelli Müdahaleler En Güçlü Koruyucu Faktör
Tedavi ve önleyici çalışmalarda aile ve ebeveyn odaklı yaklaşımların en güçlü koruyucu faktörler arasında yer aldığını vurgulayan Sarıgedik, ailelerin çocuklara teknolojik cihaz vermeden önce kuralları net biçimde belirlemesi gerektiğini söyledi.
Ebeveyn ile çocuk arasında kullanım şartlarını içeren bir sözleşme yapılmasının önemine değinen Sarıgedik, hafta içi ve hafta sonu kullanım sürelerinin ve ebeveyn denetiminin sınırlarının önceden belirlenmesi gerektiğini belirtti. Sınırsız ya da tamamen yasaklayıcı tutumların sağlıklı olmadığını ifade eden Sarıgedik, kuralların cihaz alındıktan sonra değil, öncesinde konulmasının daha etkili olduğunu dile getirdi.
Sessizlik Mağduriyeti Artırıyor
Siber zorbalığa maruz kalan çocukların çoğu zaman sessiz kalmayı tercih ettiğini ve durumu aileleriyle paylaşmadığını belirten Sarıgedik, bu durumun mağduriyeti artırabildiğini söyledi. Siber ortamda başlayan zorbalığın fiziksel zorbalığa, hatta fiziksel ve cinsel istismara dönüşme riski taşıdığına dikkat çekti.
Güçlü aile bağlarının koruyucu rol üstlendiğini vurgulayan Sarıgedik, çocuğun yargılanmayacağına ve destekleneceğine inanmasının zorbalığın önlenmesinde kritik önem taşıdığını kaydetti.
Erken Tespit ve Uzman Desteği Önemli
Siber zorbalıkla karşılaşıldığında ailelerin kısıtlayıcı bir tutum yerine çocukla açık iletişim kurması gerektiğini ifade eden Sarıgedik, suç unsuru içeren durumlarda savcılığa başvurulmasının ve çocuğun ruhsal durumunda değişiklik gözlemlenmesi halinde uzman desteği alınmasının önemli olduğunu belirtti. Siber zorbalık davranışı geliştiren çocukların geleneksel akran zorbalığını da daha yüksek oranda sergileyebildiğini ifade eden Sarıgedik, riskli davranışlar nedeniyle bu grubun çeteler veya çocukları istismar etmeye çalışan kişiler açısından hedef haline gelebildiğini aktardı. Bu profillerin erken dönemde tanınması ve koruyucu müdahalelerin zamanında uygulanmasının çocukların sağlıklı gelişimi açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.